kATRE-İ mATEM (KATREİ MATEM)...iSKENDER pALA...

1/10/2009 · Kategori: kitapKURTLARINA

       Kitabı almadan bir hafta öncesinde ben bu kitabı henüz niye alamadım diye kendi kendime söylenirken bayram arefesinde geç kalınmış bir alışveriş telaşının içinde çıkıverdi karşıma. Hal böyleyken de fırsat bu fırsat deyip aldım hemen. Ve “ la “ dan sonra sıra senin ;) diye anlaşıp komidinimin üzerine koydum kendilerini  : ) 

 


KATRE-İ MATEM (KATREİ MATEM)


Roman, müzayededen alınan elyazması bir kitabın hikâyesi olarak başlıyor. Okurlar, bu elyazması kitabın açtığı kapıdan içeri giriyor, bir devre adını veren lalenin izinde İskender Pala’nın yarattığı etkileyici ve büyüleyici bir atmosferin içinde yol alıyor.

İstanbul bu romanda, karmaşası, heyecanı, isyanları, kalabalığı ile lalelere bürünüyor. Öyle ki lale sadece bir çiçek değil, bir yaşayış tarzı, estetik bir tavır, kültürel ve tarihsel bir birikim olarak İstanbul’u, hatta tüm Osmanlı’yı çevreliyor. İstanbul, doğal tüm güzelliklerinin, mimari şaheserlerinin tarihî debdebesi ile beraber lalezarlara, lale yarışlarına, lale şiirlerine bezeniyor; lalelerin şehri, renklerin şehri, yaprakların şehri haline dönüşüyor.

İskender Pala, Katre-i Matem’de usta kalemiyle lalelere bezediği İstanbul’da kavuşup doyulamayan, kavuşulamayıp yakan aşkların elemli ve Osmanlı hallerini de tüm ıstırap ve coşkularıyla anlatıyor. Sevdiğini, aşklarının ilk gecesinde kaybeden Şahin’in macerasını anlatan roman, bu kaybın ardındaki esrarı çözmek için külhanlara, tomruklara, lalezarlara ve hatta Osmanlı sarayına kadar gidiyor. İşte bu yolculuk, okuru hiç ummadığı yerlerde hiç ummadığı maceralarla karşılaştırıyor.

Cinayetlerin gölgesiyle giderek gizemli bir hal alan olaylar Lale Devrine nihayet veren Patrona Halil İsyanının yakıcı siyasal çalkantılarıyla birlikte çözülmeye başlıyor.



Kalemimi hokkaya bandırdığım şu anda –ki Nevşehirli Damat İbrahim Paşa’yı canından; Sultan III. Ahmet’i de tahtından eden cehennemden nişan Eylül İhtilali’nin üzerinden henüz iki hafta geçti- şahit olduğum olayları yazıp yazmamakta kararsız sayılırım. Bilemiyorum. Yazmak gerektiğini düşündüğüm şeyler bir bakıma devlete ait sırları ifşa etmek gibi bir ihanetin ağırlığını da vicdanıma yükleyecek. Öte yandan Şark’ın kutsal çiçeği laleye dair yorumlarda bulunacak ve belki şükufeciyan esnafını gücendirmiş de olacağım. Ama birisi çıkıp yiğit Şehzade Ahmet’i, aşağılık isyancıların yaptıklarını, cennete benzeyen İstanbul’u ve Sadabat’ın laleye kattığı zarafeti anlatmazsa bu dahi tarihe ve şehre haksızlık sayılır.

Kalıcı Bağlantı Yorum (0) Yorum yaz!

..."bUZ kAPANI"...gLENN mEADE...

14/9/2009 · Kategori: kitapKURTLARINA

 

         Cumartesi öğleden sonra  sanırım dengesiz havalardan dolayı üşüttüğüm için  haftasonunu maalesef yatarak geçirmek zorunda kaldım. Ama bu sayede bu gün çok daha iyi başladım güne. Tabi hal böyle olunca bayramdan önceki tek haftasonun da yapmam gerekenlerin hiçbirini de yapamadım. Sanırım hayatta planladığımız hiç bir şeye kesin gözüyle bakmamak gerekiyor. Çünkü biz ne kadar plan yaparsak yapalım bizim dışımızda gelişiyor bazen olaylar. Eee …haftasonu yattım dedim ama hasta yatağımda bile boş durmadım ve Berrak ın tam sana göre dediği bir kitabı şimdilik “ la “ dan öne alıp okumaya başladım.( “ la “ yı daha hazmederek , hatta belki not alarak okumak istediğim için hastalık zamanıma getrimek istemedim doğrusuJ )Agahta Christie ‘nin kitaplarını saymazsak uzun zamandır poisiye gerilim tarzı bir kitap okumamıştım. Ama daha ilk atmış sayfasında bile ben isardı diyebilirim.

           Eğer sizde polisiye-gerilim tarzı kitap okumayı seviyorsanız bence bir deneyin derim;)



 Buz Kapanı
Glenn Meade

Çeviren: Ali Cevat Akkoyunlu


Hayranlarına bir asır gibi gelen ayrılığın ardından Glenn Meade yeni romanıyla karşınızda: "Buz Kapanı." Komplo, cinayetler, CİA, Rus Mafyası ve insanlık dramları… Jennifer, annesini esrarengiz bir olayda kaybetmiştir. Kardeşi de aynı gece kendisini tekerlekli sandalyeye bağlayacak kadar derin bir yara almıştır. Üstelik ailenin babası da ortadan kaybolmuştur. Jennifer’ın hayatı zor ve hüzünlüdür. Ancak babasının cesedi İsviçre Alplerinde donmuş olarak bulunduğunda zorluk tehlikeye dönüşecek, hayatına gerilimli bir macera hâkim olacaktır. Cesedi teşhiş etmek için çıktığı yolculuk aslında ailesinin yaşadığı dramın nedenini ve babasının gizemli geçmişini de ortaya çıkarır. Ama olaylar bununla sınırlı kalmaz. Aslında her şeyin temelinde müthiş bir komplo yatmaktadır.
Glenn Meade’in olağanüstü aksiyon yeteneği bu romanda da kendini gösteriyor. Okuyucu aralıksız bir heyecan dalgasına kaptırıyor kendini. Olaylar birbirini izliyor, kahramanlar gerçek birer kişilik olarak ortaya çıkıyor, cinayetler sanki yanı başınızda işleniyor. Ve siz bu nefes kesen kaçıp kovalamacanın tam ortasında buluyorsunuz kendinizi. "Buz Kapanı" kuruluyor, okuyucu romanın sonuna gelene kadar bu kapandan kurtulamıyor. Dikkat!

Kalıcı Bağlantı Yorum (0) Yorum yaz!

...nAZAN bEKİROĞLU... Lâ: Sonsuzluk Hecesi

11/9/2009 · Kategori: kitapKURTLARINA



...bir ara elektrik gidince çektiğim resimde karanlık oldu : )

    Cumartesi bizimkiler, dayımlar ve kuzenlerle beraber Sultanahmetteydik. Her Ramazanda olduğu gibi Sultanahmete gidip iftar yapmadan olmaz dedik. Giderken trafikte kalıp iftara kıl payı yetişmemiz ve yoldaki zincirleme kazayı saymazsak güzel bir gece geçirdik. Ama kalabalık olmanın verdiği koşturmaca ve herkesin istediği olsun deyip bir şeylere yetişmeye çalışırken caminin avlusundaki  kitaplara gönlümce bakamadım. Yine de aklımda olan birkaç kitabı da almadan gitmedim. Bunlardan biride uzun zamandır aklımda olan Nazan Bekiroğlu’ nun kitabı “. Elimde şu an bitirmem gereken başka bir kitap olduğu için henüz okumaya başlamadımsada arada komidimin üstünde duran kitabı açıp kaçamak kaçamak birkaç satırını okuyorum : )

 

   Okumak isteyenler için de kitap hakkında bir fikir olsun aşağıdaki bilgiler ;)

 


...küçük okuma ışığı Berraktan bir Sultanahmet hediyesi...:) kimseyi rahatsız etmeden okumak isteyenler için birebir;)

Lâ: Sonsuzluk Hecesi


Bir gün Sabâ Melikesi Belkıs’tan, Âdem’le Havva’nın hikâyesini anlamanın bütün bir insanlığın da hikâyesini anlamak manasına geldiğini öğrendim. İnsanın bütün halleri Âdem’de gizliydi ve bütün macera onun hikâyesinde özetlenmişti.
Bu cümleyi yıllarca içimde gezdirdim de bir türlü kalemi elime alamadım, anlatmaya kalkışamadım
Ne zaman ki, kalmaiçin değil uğrayıp geçmek için kadem bastığımız, kök attığımız değil kısa bir gölge saldığımız şu dünyada bir cennet sürgünüyle yazgılandığımı anladım ve Kelimeler Kitabı-çift isimler sahifesinde, Âdem’le Havva’nın yanına bir de Habil’le Kabil’i ekledim. O zaman anladım anlatma zamanının geldiğini.
Hikâyenin ismi düştü dilime bir gece: LÂ.
İLLÂ, dedim.
Bir ömür boyu aradığım hece harfinin LÂ olduğunu bildim.
384 sayfa - İlk Baskı Tarihi: KASIM 2008

Kalıcı Bağlantı Yorum (3) Yorum yaz!

...eLİF şAFAK..."SİYAH SÜT"

6/9/2009 · Kategori: kitapKURTLARINA


    Okuma günlüğüme kaydolmuş bir kitapta “ olasılıksız “ dan önce okuduğum Elif Şafak’ ın “Siyah süt “ kitabı. İlk çıktığında da adını duyduğum ama zaman içinde unuttuğum bir kitaptı. Yazarın “ Aşk” kitabını okuduktan sonra tekrar aklıma geldi. Ve yollarımızın kesiştiği ilk yerde  kitabı satın aldım.Genelde okuyucuda o yazarın daha öncede bir kitabını okumuşsa bir beklenti baş gösterir zamanla. O yazarın ikinci bir kitabını okuyorsa ki bu o yazarı beğendiğinin en büyük kanıtıdır.Ve bir sonrakini aşan bir kitap bekler. Ama benim gibi yazarın bazen ikinici kitabını okuyup sonra hangisinin konusu kendisine ilginç geliyorsa onu alıp okuyorsa bu beklentide en az seviye indirgenir. “ Aşk “ kitabından sonra “ siyah süt” ü almak  benim için  beklentiden çok yazarı daha iyi tanıma isteğinden kaynaklandı.

 

    Kimilerine göre bu kitapta yazarın sürekli iç seslerini yönleri ile ilişkilendirip onlarla konuşması sıkıcı geleblir. Ama kitap tanıtımında edinilen ilk izlenimindeki gibi hep hamilelik aşamasından bahsetmemiş olup daha çok yazarın hayatının önemli bir karar verme aşamasında kendi psikolojisini anlattığı bu kitapta bence herkesin kendinden bir şeyler bulup en azından bastırdığı, ihmal ettiği yönlerini düşünmeye sevkedebileceği bir kitap.

 


KİTABIN ÖNSÖZÜNDEN
Bu kitap okunur okunmaz unutulmak için yazıldı. Suya yazı yazar gibi…


“Siyah Süt” kadınlığın, kadınların hayatının kasvetli ve karanlık ama son tahlilde geçici bir dönemiyle ilgili. Birdenbire gelen ve geldiği gibi hızla dalgalar halinde çekile çekile giden bir haletiruhiye burada incelenen. Bu haliyle elinizde tuttuğunuz kitap bir nevi tanıklık. Otobiyografik bir roman.

(…) Annelik dünyanın en yaşanılası, en muhteşem lütuflarından biri; güzel ki hem de nasıl. Aldığı tüm övgüleri fazlasıyla hak ediyor.

Öylesine benzersiz, öylesine kıymetli… aynı zamanda çetrefil, karmaşık ve kimi zaman hayli ağır.

 


Kalıcı Bağlantı Yorum (2) Yorum yaz!

...oLASILIKSIZ...ADAM FAWER...

4/9/2009 · Kategori: kitapKURTLARINA

   Dün eklediğim yazımda Adam Fawer’in “ olasılıksız “ kitabından bahsetmiştim. Madem adı geçti okumak isteyenlere benden tavsiye edilir; ) Daha kitabı bitirmememe rağmen ikinci kitabı olan “ empati” yi araştırmaya başladım bile;)

 

Bir sabah, yıllardır görmediğiniz bir arkadaşınızı düşünerek uyandınız. Bir saat sonra, onunla sokakta karşılaştınız. Sizce bu sadece bir tesadüf mü, yoksa çok daha farklı bir anlamı olabilir mi? Siz hiç Loto’da büyük ikramiyeyi kazanmadınız. Ama birileri kazanıyor. Hem de sürekli! Onlar sizden daha mı şanslılar?

Şans nedir gerçekten? İçinizde bütün parayı kırmızıya yatırmanız gerektiğini söyleyen bir his var. Bu his bir öngörü müdür? Yoksa daha fazlası mı?

Yolda gidiyorsunuz. Kafanızı çevirip yandaki küçük parkta baktınız ve bir anda bu anı daha önce de yaşamış olduğunuzu hissettiniz. Evet, Deja Vu. Sizce nedir Deja Vu; Geçmiş mi, rüya mi yoksa geleceği mi görüyorsunuz? Eğer siz de kontrolün kimde olduğunu merak ediyorsanız, ‘OlasılıkSız’ tam size göre bir roman.

 

Kalıcı Bağlantı Yorum (0) Yorum yaz!

« Önceki :: Sonraki »