...mELAHAT üRKMEZ...şEMS-İ tEBRİZİ...

1/7/2009 · Kategori: kitapKURTLARINA

Melahat Ürkmez

Nüve Kültür Merkezi
/ Din Bilimleri Dizisi

 

 

1Bu kitapta, zâhiri ilimlerde zirveye ulaşmış bir müderrisi, bilginler bilginini önünde diz çöktürerek öğrenci yapan, geleneksel tasavvufa başkaldıran, anlaşılması ve açıklaması güç, tehlikeli görülen davranışlara götüren, Şems-i Tebrizî’yi tanıyacaksınız.
Kimdi bu celâlli, sivri dilli, garip, tahammül edilmez, esrarengiz yabancı?..
Neye inanıyordu, ne istiyordu?..
Mevlâna gibi bir bilgi cevherinin şahsında, o bilgi cevherinin aracılığı ile bütün dünyaya duyurmak, anlatmak istediği sırrın ana konusu neydi?..
İnsanlığa nasıl bir mesaj, nasıl bir insan-Allah ilişkisi öğretmek istiyordu?..
İnancın zirvesinden Hakikatin özüne ulaşan müstesna tefekkür insanı Şems-i Tebrizî’yi okurken, hiç farkında olmadan onun gizemli dünyasının eşiğinden adım attığınızı hissedecek, özellikleriyle dolacak, adeta tılsımlı bir âleme girip büyüleneceksiniz. İçinde bulunduğunuz zamanın dışına kanatlanıp, onun muhteşem dünyasına yelken açacaksınız,
Onun kişilik çemberine girmeye,
Aşk taşıran terennümlerine ortak olmaya,
Onunla yanmaya,
Onunla coşmaya,
Onunla savrulmaya,
Ölümde ölüm(süz)lüğü Onunla bulmaya,
Aşkın kanatlarında Onunla yükselmeye
Hazır mısınız?..
Hazırsanız eğer, birlikte yollara düşelim…
(Tanıtım Bülteninden)





Kalıcı Bağlantı Yorum (0) Yorum yaz!

" aŞK " ve "bAB-ı eSRAR " üzerine...

30/6/2009 · Kategori: kitapKURTLARINA

http://img.blogcu.com/uploads/Ekabir_412.jpg

      Elif Şafak’ın “ AŞK “ kitabınıda okuduktan sonra Şems-i Tebrizi ile ile ilgili daha çok bilgi sahibi olmak istememden bahsetmiştim daha önceki kitab tanıtımımda. Bu isteğimi paylaştığım arkadaşım Yusuf  ta bana Melahat Ürkmez ‘ in Şems-i Tebrizi kitabını tavsiye etti. Telefonla sipariş verdiğim kitabın gelmesini beklerken , biraz da sabırsızlığımı gidermek adına kitap ve yazarı hakkında  bilgi sahibi olmak için  google ablamızda küçük bir araştırma yapmaya karar verdim.Ve karşıma Melahat Ürkmez’ in “ AŞK “ romanı üzerine bir yazısına rastladım. Yazısını okudukça da google ablaya içimden teşekkür ettimJ Çünkü Melahat Ürkmez “ AŞK” üzerine konuşmakla yetinmeyip “ BAB-I ESRAR” danda bahsetmişti. Üstelikte tamda aklıma takılan sorulara adeta cevap vermişti yazısında.

İşte yazarın ağzından o satırlar…

Kitabı okurken baştan sona tasavvufun derinliklerinde gezindim. “Bravo” diye küçük bir çığlık attığım bölüm ise, Şems-Kimya-Mevlâna üçgeninin orijinindeki muhteşem kurguydu; Kimya’nın Şems’e olan sevgisi ve Şems’in Kimya’ya maddi manevî hiçbir şiddet uygulamadığıydı. Oysaki, İranlı yazar Saide Kuds,”Kimya Hatun” adlı romanında, Şems’i, Kimya’yı duvardan duvara vurarak öldüren bir katil gibi kurgulamıştı; Ahmet Ümit ise, “Bab-ı Esrar” adlı fantastik romanında Şems’i, zaman zaman, görünmeyen bir adalet celladı gibi kurgulamıştı. Okuyanların çoğu bu satırları bir roman kurgusu değil de gerçekmiş gibi alıp kabul etmişti. Tarihi bir romanda olaylar her ne kadar kurgulanmış da olsa tarihi bilimsel veri ve gerçeklerden sapmamalı, sahih kaynaklara sadık kalınmalıydı.

 

Şimdi daha çok istiyorum o kitabı okumayı.Bir kitap alıp bir kitaba bağladı  yolculuğumu. Bakalım Melahat Ürkmez’ in bu kitabı benim için bir durak olucak mı;) Kitabı okuduktan sonra anlayacağım bu gerçeği daha sonra paylaşmak üzere sevgiyle kalın :)

 

 

Kalıcı Bağlantı Yorum (0) Yorum yaz!

mELAHAT üRKMEZ...mAKALE...Elif Şafak ve “aşk” üzerine

30/6/2009 · Kategori: kitapKURTLARINA

MELAHAT ÜRKMEZ


Elif Şafak ve “aşk”   üzerine yazdığı makalenin tam metni;) okumak isteyenlere :)

13  Nisan  2009  Pazartesi  

Elif Şafak’ın, Mart 2009’da, “Aşk” adlı romanının çıktığını ve bu romanında Şems-i Tebriz...

 

Elif Şafak’ın, Mart 2009’da, “Aşk” adlı romanının çıktığını ve bu romanında Şems-i Tebrizî’yi anlattığını basından öğrendiğim zaman, içimde mutluluk huzmeleri uçuştu. Zira, basın toplantılarında, köşe yazılarımda, televizyon programlarımda(yerel) sayın valimize, belediye başkanlarımıza, tasavvufla ilgilenen değerli yazarlarımıza dört-beş yıldır sürekli, “Hz.Mevlâna’yı coşkun bir okyanusa çeviren, Mesnevî, Dîvan-ı Kebîr gibi şaheserlerin vücuda gelmesine vesile olan aşk, vecd ve Hakikat dervişi Şems-i Tebrizî neden dile getirilmiyor, anılmıyor? En basiti Aralık ayında Konya’da yapılan yürüyüş neden Şems-i Tebrizî Türbe ve Camiinden başlamıyor?” gibi sözlerle dile getiriyordum. Konya’da pek bir değişiklik olmadı ama ne sevindiricidir ki, Ahmet Ümit’in Şems’i anlatan “Bab-ı Esrar”ından sonra Elif Şafak’ın “Aşk” adlı romanı yayımlandı.

 

Kitap yayımlandıktan kısa bir süre sonra Konya’daki kitapçılara gelmiş. Geniş bir entelektüel hayatı olan ve tüm yayınları geniş bir yelpazede izleyen hocam Ali Uğur Gündem telefon açarak, “Elif Şafak’ın,’Aşk’ adlı romanı Konya’ya geldi. Hemen alın. Sizi ilgilendiren taraflarından birisi ise, kitabın sonunda çok zengin ve titizce seçilmiş bir kaynakça var. Referans olarak sizin ‘Şems-i Tebrizî’ yapıtınızı göstermiş. Gerçekten gurur ve onur verici. Sizi kutluyorum” dedi. “Şems-i Tebrizî” adlı kitabım, 2007 yılı Aralık ayında, T.C. Konya Valiliği İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü tarafından yayımlanan, kısa sürede baskısı biten ve Kasım 2008’de Nüve Kültür Merkezi tarafından ikinci baskısı yayımlanan bir araştırma-inceleme kitabımdı. Kitabımın Elif Şafak gibi bir yazar tarafından kaynak gösterilmesi içimde ikinci mutluluk huzmelerinin uçuşmasına nail oldu. Hemen kitabı alıp bir solukta okudum. Romanı okurken, Elif Şafak’ın da Şems’in pervanelerinden bir aşk tâlibi olması, okuyucuya satır aralarında Şems’in rahle-i tedrisinden sıcacık selamlar göndermesi, bana, Marace’l Bahreyn’de karşılaşan ikiz ruhların, ilâhî vuslata giden yolda yaşadıkları volkanik patlamaları, o demleri empatiyle harmanlayarak yeniden yeniden yaşattı. Kitap bittiği zaman, daha doğrusu bitmesini istemeden okuduğum zaman küçük sitemlerde de bulundum, “Sevgili Elif Şafak! Önce İngilizce yazdığınız, ondan sonra Türkçeye çevrilen “Aşk” adlı romanınızı keşke önce Türkçe yazsaydınız da ondan sonra başka dillere çevrilseydi ne güzel olurdu. Eminim ki, aşkı anlattığınız ve okuyanın ruhunda aşk tadı bırakan cümleleriniz o zaman aşk tadını katmerleyerek damaklara daha bir kazınacaktı. Tıpkı Yûnus’un, ‘Beni bende demenğ, bende değilüm / Bir ben vardır bende benden içerü’ dediği fünun dönemindeki derinlik gibi… İngilizcede tasavvuf, ilâhi aşk, derviş, sûfîzm, hoşgörü gibi terimler hakkıyla tanımlanabilir mi? Nüans kaybı olmaz mı? Bu küçücük sitemim, sevgiden dolayıdır. Size Konya’dan naçizane bir bende-i Mevlâna ve bende-i Şems olarak sımsıcak selâmlar gönderiyorum” diye mırıldandım.

 

Kitabı okurken baştan sona tasavvufun derinliklerinde gezindim. “Bravo” diye küçük bir çığlık attığım bölüm ise, Şems-Kimya-Mevlâna üçgeninin orijinindeki muhteşem kurguydu; Kimya’nın Şems’e olan sevgisi ve Şems’in Kimya’ya maddi manevî hiçbir şiddet uygulamadığıydı. Oysaki, İranlı yazar Saide Kuds,”Kimya Hatun” adlı romanında, Şems’i, Kimya’yı duvardan duvara vurarak öldüren bir katil gibi kurgulamıştı; Ahmet Ümit ise, “Bab-ı Esrar” adlı fantastik romanında Şems’i, zaman zaman, görünmeyen bir adalet celladı gibi kurgulamıştı. Okuyanların çoğu bu satırları bir roman kurgusu değil de gerçekmiş gibi alıp kabul etmişti. Tarihi bir romanda olaylar her ne kadar kurgulanmış da olsa tarihi bilimsel veri ve gerçeklerden sapmamalı, sahih kaynaklara sadık kalınmalıydı.

 

Elif Şafak’ın, “Bu kitabı aşkla konuşan, sabırla pişiren dost meclisine…” diye ithaf ettiği, kaleminden aşk akarak, mürekkebinde aşk kokarak yazdığı bu romanını okurken, Doğu’da 1200’lü yılların Şems-Mevlâna ilâhi aşkını, Batı’da 2000’li yılların Ella-A.Z.Zahara’nın mecazi aşktan ilâhi aşka ısınma turlarını ve insanlık tarihi boyunca şekilde değişse de özde hiç değişmeyen inancın özündeki hakiki aşk yansımalarını bulacaksınız. Şems’in 40 altın kuralını, Boston-Amsterdam-Bağdat-Konya hattında derinleşerek düşüneceksiniz. İçinizdeki ”benden içeri ben” i keşfetmek istiyorsanız, postmodern zamanda modern bir aşk manifestosuyla materyalist dünyanın ötelerine sıçramak istiyorsanız, romanın kahramanlarıyla yekvücut olup içinizdeki ‘Ben’i bulmak istiyorsanız, ruhunuzla yüzleşmek hatta aşkın tehlikeli ve zor yolculuğuna pervane misali önce kanadınızı değdirmek sonra ateşi kucaklayıp kavrulmak ve minicik yere düşmek istiyorsanız “AŞK” ı okuyunuz.

 

Elif Şafak’ın son eseri olan “Aşk” adlı romanını anlatmak günlük bir makalenin dar içeriğine sığmaz elbette. Sanat, şiir deyince adeta duyguların mimarisiyle zirveleri ve uçurumları tarayan hüzün şairinin yapıtındaki frekanslarla, Elif Şafak’ın “Aşk”  yapıtındaki frekansların bu bağlamda aynı frekansta buluşmasını gerçekten ilginç buldum. Şairin yapıtından aldığım bir şiirle bu yazımı bitiriyorum “… / Bir kitap onlarca kitaba davet / Onlar bir gayya kuyusu / Biterken başlar kıyamet / Neden yoktur kitapların uykusu / … / Ya aşk / Belki diğer yarımız bizim / Bir soluk belki de yarınımız için / İşte böylesine bir sarkaç var / Şimdi saat bana kaç var” (Ali Uğur Gündem, Saat Sana Kaç Var, s.38-39

 

Eyvallah! Yâ! Hû! / Aşkınız Cemâl olsun! / Gönlünüz o aşkla dolsun!

 

 

Kalıcı Bağlantı Yorum (0) Yorum yaz!

" aŞK " ... eLİF şAFAK...

26/6/2009 · Kategori: kitapKURTLARINA

Ya ortasındasındır AŞK'ın merkezinde; ya da dışındasındır, hasretinde..
Ella Rubinntain (40) Amerikalı bir ev kadınıdır. Tipik burjuva değerlerinin hâkim olduğu oldukça varlıklı bir ailesi, düzenli ve görünüşte 'sorunsuz' bir evliliği vardır. Üç çocuğunu da büyüttükten sonra bir yayınevinde editör-asistanı olarak iş bulur; görevi A. Z. Zahara adlı tanınmamış bir yazarın tasavvuf felsefesini konu alan tarihi romanını değerlendirmektir.

Ancak hayatının kritik bir döneminde eline aldığı bu kitap, hiç beklemediği bir şekilde Ella'yı derinden sarsacak, dünyevi aşkı keşfetmek adına zorlu ve tehlikeli bir yolculuğa çıkmasına neden olacaktır.

Hayatlarımızın durgun gölünü dalgalandıran taş misali, yüzleşmek zorunda olduğumuz sıkıntılar, acılar… ve aşkın peşinde kat etmek zorunda olduğumuz zorlu yollar, ödediğimiz bedeller…
Aşk… kitap içinde bir kitap, hayatın anlamı peşinde bir aşk macerası…
Aşk… Elif Şafak'tan arayışa, gerçeğe ve keşfetmeye dair bir roman.

      * * *
Konusunu bilmeden  aldığım Ahmet Ümit' in " Bab-ı Esrar" romanını okuduktan sonra yine konusunu bilmeden aldığım Elif Şafak' ın son kitabı " aşk " ... ve okuduktan sonra her iki kitabın konusunun benzer olduğunu farketmem...bunun tamamen bir tevafuk olduğunu düşünüyorum artık...her ne kadar daha önce  " Bab-ı ;Esrar " hakkında okuduktan sonra yorum yapıcam dediysem de şu an buna pek gönüllü olduğumu söyleyemiycem:) Bu sözlerimden üşendiğim kanısına varılmasını da istemem. Sadece bana " Şems-i Tebrizi" yi merak etme ve tanıma yolunu açan bu kitaplardan sonra daha kesin bilgilere ulaşmak isteğim. Çünkü bu iki kitabı  okurken bazı gerçeklerin farklı yorumlandığını gördüm...

İnşallah ben daha fazla bilgi sahibi olduğumda yorumlarda buluşmak dileği ile ;)

Kalıcı Bağlantı Yorum (0) Yorum yaz!

...aHMET üMİT...Bab-ı Esrar...

1/4/2009 · Kategori: kitapKURTLARINA


""Ahmet Ümit'ın son romanı, Bab-ı Esrar...Yaşamı, aşkı ve inancı yeniden düşünmek için… Yedi yüz yıldır çözülemeyen sır; Şems-i Tebrizi cinayeti...

Yedi yüz yıldır süren bir sevda; Şems-i Tebrizi ile Mevlânâ Bab-ı Esrar sadece bir gerilim romanı değil, aynı zamanda bir sırlar kitabı. Fantastik öğeleri kullanarak çok katmanlı bir dil yaratan Ahmet Ümit bu yapıtında Mevlevilik temelinde din ve inanç üzerine ilginç sorular soruyor. Din ile aşk arasında, inanç ile sevda arasındaki ilişkiyi bambaşka bir açıdan gözlerimizin önüne seriyor.

Dünyayı, yaşamı, inancı ve aşkı, yeniden düşünmemiz, yeniden araştırmamız, yeniden okumamız için... "


Ayrıca Ahmet Ümit, kitabı hakkında "Mevlana ile ilgili bir eser yazarak, Mevlana'yı anlatmak, böylece de okurumda yeni okumalar için merak uyandırmak istedim. Bunu da faili meçhul bir cinayete kurban giden Mevlana'nın yakın dostu Şems üzerinden anlatmayı uygun buldum. Mistik düşüncenin de insan kültürünün tıpkı dinler gibi bir parçası olduğunu düşünüyorum. O nedenle bunların bilinmesi ve anlatılması lazım. Ama gerçekçi bir yazar olduğum için mistik karakterler burada biraz geride kaldı" dedimiş.

...kitabı okudukça izlenimlerimi paylaşıcam;)

Kalıcı Bağlantı Yorum (5) Yorum yaz!

« Önceki :: Sonraki »